< SiL ßaŞt@N ß@şLaM@K GeReK ß@zéN..HaY@Tı SıFıRL@MaK...... - Blogcu





Sen UykusuzLuk Nedir BiLir Misin???

Sen uykusuzluk nedir bilir misin?

Tırnaklarınla yastığı parçaladın mı hiç ?

Gözlerini tavana dikip

düşündüğün oldu mu bütün gece?

Ve bütün bir gün ;

gelmeyince, seni aramayınca

ölesiye ağladın mı?

Sonra çekilip en koyusundan

yalnızlıklarını

ona ait ne varsa

bir bir hatırladın mı?

Sen günden güne erimeyi bilir misin?

Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi

bir teselli aramayı

ıssız parklarda, tenha sokaklarda

ve bütün şehir uyurken uzaklarda

deli divane yollara düşüp

atılmışlığını hissettiğin oldu mu?

Sevmekten

günler geceler boyunca yürümekten

elin, ayağın, kalbin yoruldu mu?

Sen yalnızlığın acısını bilir misin?

Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına?

İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı hiç?

Bütün gururunu çiğneyip

sevdiğinin geçtiği yollarda

bastığı toprakları eğilip öptün mü?

Sen çaresizlik nedir bilir misin?

Sen yokluk nedir gördün mü?

Yanan başını duvarlara vurup

parçalamak geldi mi içinden?

Sen her gün bin defa öldün mü?

Böyleyim diye ayıplama beni

bir gün kendimi;

sonsuzluğun koynuna bırakırsam

yaralı ve yenik bir asker gibi ,

darılma

unutma ki ;

her seven adsız bir kahramandır

unutma ki ;

insan, sevdiği ve sevildiği kadar insandır…






...MUM...


Mum'un söndüğü an

Benzetme yapmak isterdim şu an


Yaşamım mı muma, mum mu yaşamıma benzemeli?

Bulamıyorum
...

Gözünün önüne bir mum getir, o zaman beni daha iyi anlarsın

Elinde tuttuğun mum, herhangi bir mum

Hiçbir özelliği olmayan, kimse için birşey ifade etmeyen

Sade, basit, işine yaramadıkça

bir köşede durmaya, unutulmaya mahkum


O, senin elinde hayat bulur

Sen, onun yaşamasına izin verirsin

Öyle birşey ki bu;

yaşamının son bulması bile senin elindedir


Ufak bir kıvılcımla başlar hayatı

Dimdik ayaktadır

Sonra zaman geçer

Hâlâ karanlıktır

Sen ve o

Yalnızsınızdır karanlıkta

Birden şiddetli bir rüzgâr

Söner gibi olur ama tutunur zamana

Sönmez

Gün hiç ağarmasın diye yakarır tanrıya

Hep yanmalıyım der sessizce

Eğer, eğer istersem, çok istersem

Ay kadar parlak olabilirim bir gün, der içinden


Zamanla erir mum

Önüne geçemez istese de

Artık geçtir hayalleri için;

Artık geçtir yarından beklediği için


Yarın olmayacak

Bu günün doğuşu onun batışıdır

Yavaşça söner sonsuza dek

Son bulur herşey onun için

Hayat devam eder

Bir iz bile bırakamadan gitmiştir

Arkasında keskin bir koku

ve günün ışıklarında kaybolan ince bir duman....







GüLnare.....



GÜLNARE

 

ben, yıpranmış sokaklar ortasında avare
 

sen, kırgın bir ülkenin süreyyası: Gülnare


honçalı novroz gelir; bir de siyah ve sarı
 

dalgalanır göklerde bir kuşun kanatları


her nağme, dudağında çarpılmış karanfil
 

sana tutkun atlılar şimdi yorgun ve sefil


göğsünde, kıskandığım bir rüyadır kırmızı


nerdesin, ey masallar ülkesinin son kızı


 


dokunmuyorsa kalbim o mazlum kitabeye


ayışığı düşer mi kanlı bir harabeye


sensiz çöl, ıssızlığın kahrıyla zehirlendi


yalnız bulutlar değil, vahalarda kirlendi


mahşeri bir serabın ardından yürüyorum


gözlerini kaybeden bir kervan görüyorum


geride, okunmayan silik izler kalıyor


kaktüs hala toprağı uykuda yakalıyor


 


tarihin her sayfası soluyor pare pare


karasevda burcunu yıkıyorsun, Gülnare


Azerbaycan ufkunda bir divanedir gönül


böylesi tarumar olmadı belki de gül


toprak, bir bakışınla kızıl renge büründü


yıldızlar ülfet için gündüz vakti göründü


gözlerin binlerce yıl ötesinden yadigar


nerdesin, ey Bakü’den, Gence’den esen rüzgar


 


yaldızlı perçemlerin ıslandıkça uzuyor


yalnızlık damla damla şakağından sızıyor


bazen öfke, kavgayı sevenlerin ardında


mahülya ve hüzün; bazen korku ve sevda


çiçeklerin yurdunda yalnız senin kokun var


bazen uzaktan uzak, bazen yakın bir duvar


 


karanlığa mahkumdur gökte sensiz, sitare


ruhumu zevalinle buuşturma, Gülnare


soluğun ab-ı hayat mıdır; filizlendi kül


siyah bir lale gibi aynaya düştü kakül


kırdın yüreğimdeki saatin akrebini


kuruttun düşlerimin hayal mürekkebini


hangi ırmağa baksam akıyorsun derinden


Hazar, acılarınla ağlıyor kederinden


 


kuduran bir denizde benziyorsun şikare


görebilseydi seni ejderhalar, Gülnare


gözlerinden fışkıran yanardağlar sönerdi


o ısırgan bakışlar balmumuna dönerdi


oysa şimdi su sarhoş; balıklar geldi dile


dalgalar son bir umut vuruyor sahile


Nahcıvan, hasretinle alevlenen sır çerağ


seninle firakını unutuyor Karabağ


göğsünde, kıskandığım bir rüyadır kırmızı


nerdesin, ey masallar ülkesinin son kızı


bırakıp gittin beni umarsız bir efkare


haber gönder, nerdesin, nerdesin ey Gülnare

 


                                        
Nurullah GENÇ…







sözLerim sen.. özLemim sen...

Sözlerim sen


Özlemin sen


Sen ki sevgili Leyla'nın düşü, Şirin'in umudusun


Sen benim her anım, her saniyemsin

Ben garip Züleyha oldum

Kapı kapı Yusuf'um diye ağlayan

Ben ki divane Züleyha'yım

Lugatında Yusuf'tan öte sözü olmayan

Sen benim Yusuf'umsun, tek çarem olan Yusuf'um

Bırakıyorsun beni Yusuf gibi çaresiz

Seni bulmaya mahkum olan yüreğim

Bitmekte olan benliğim

Bu şehir sensiz bu benden sevgisiz

Kavuşabilecek miyim sana Züleyha gibi

Bekler misin sende Yusuf gibi

Yoksa unutur musun sende beni

Çaresizim anlatamam derdimi

Anlamaz bu şehir beni…
















Sürgün üLkeden başkentLer başkentine.....

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin

Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği

Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında

Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layık olmasam da

Uzatma dünya sürgünümü benim

Güneşi bahardan koparıp

Aşkın bu en onulmazından koparıp

Bir toz bulutu gibi

Savuran yüreğime

Ah uzatma dünya sürgünümü benim

Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil

Ayaklarımdan belli

Lambalar eğri

Aynalar akrep meleği

Zaman çarpılmış atın son hayali

Ev miras değil mirasın hayaleti

Ey gönlümün doğurduğu

Büyüttüğü emzirdiği

Kuş tüyünden

Ve kuş sütünden

Geceler ve gündüzlerde

İnsanlığa anıt gibi yükselttiği

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim




Bütün şiirlerde söylediğim sensin

Şuna dedimse sen Leyla dedimse sensin

Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın

Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin

Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için

Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini

Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini

Ey gönüllerin en yumuşağı en derini

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim




Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta

Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında

Çatı katlarında bodrum katlarında

Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba

Hep Kanlıca'da Emirgan'da

Kandilli'nin kurşuni şafaklarında

Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında

Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında

Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layık olmasam da

Ey çağdaş Kudüs (Meryem)

Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)

Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim




Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında

Köle gibi satıldım pazarlar pazarında

Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında

Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında

Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında

Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda

Verilmemiş hesapların korkusuyla

Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim

Af dilemeye geldim affa layık olmasam da

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim



Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili...



Sezai KARAKOÇ...









« Önceki ::